Batı toplumlarında değişim

Batı toplumlarında değişim çok daha zor oluyor çünkü bu ülkelerde vatandaşların devlet ile olan ilişkileri karşılıklı çıkar temeline oturduğu için hükümet değişiklikleri değişimin gerçekleşmesini sağlamıyor. Bunun en güzel örneğini ABD’de görebiliriz. Değişim sloganı ile gelen Obama, elinden gelen bütün çabayı göstererek barış ve adaletin hüküm sürdüğü bir dünya için çalıştı. Ülkesinde sağlık reformu gibi bazı konularda başarılı olsada, yeni offshore bloklarını açılması, ortadoğuya yüklü miktarda silah satışı gibi bazı konularda lobilere yenik düştü. En son olarakta Filistin-İsrail görüşmelerinden çekilmek zorunda kaldı. Sanırım ABD’deki değişim için Avrupa’dakine benzer bir yöntem kullanmak en doğrusu gibi gözüküyor. ‘Tea party’ bu yöntem için uygun olabilir. ABD gibi büyük bir organizasyonun kontrolünü ulusalcılara bırakmak bir risk olsa da kriz ile uğraşacaklarından bu sefer savaş politikalarını uygulamaya olanak bulamayacaklarını düşünüyorum. Hem geçen sefer demokratların itirazına rağmen Irak’a girdiklerinde başlarına geleni unutmamışlardır.

Tabi bu esnada Ortadoğu barışı için Türkiye olarak üzerimize büyük sorumluluk düşecektir. Özellikle çoğunluğu Rusya göçmeni olan İsrail’deki ulusalcılar sonuna kadar savaş ortamının sürmesi için çabalayacaklardır. Bölgede ulusalcıların hakim olmadığı tek demokratik ülke olarak barış için üzerimize büyük bir yük düşüyor. Hükümetimizin bu büyük sorumluluğu başarı ile yürüteceğine kuşkum yok yeterki içimizdeki barışı sağlayalım, İsrail’deki ulusalcıların ülkemizi karıştırabilecek bir kozları kalmasın. Tarih sahnesindeki bu büyük değişimin önemli bir kısmı ülkemiz, yani bizlerin üzerine düşüyor. İnşallah başarı ile sonuçlandırırız.

Barışın hüküm sürdüğü bir dünya dileğiyle saygılarımı sunarım.

Wikileaks

Medyadaki wikileaks haber ve yorumlarını gördüğümde aklıma ünlü bir filmin son sahnesindeki replik geliyor:

“I know you’re out there. I can feel you now. I know that you’re afraid. You’re afraid of us. You’re afraid of change. I don’t know the future. I didn’t come here to tell you how this is going to end. I came here to tell you how it’s going to begin. I’m going to hang up this phone, and then I’m going to show these people what you don’t want them to see. I’m going to show them a world … without you. A world without rules and controls, without borders or boundaries; a world where anything is possible. Where we go from there is a choice I leave to you.”*

İnsanı dili,dini,ırkı,yaşı,statüsü,mevkisi ne olursa olsun insan olduğu için sevenlere en içten saygılarımı sunarım.

*Türkçe tercümesi: “Orada olduğunuzu biliyorum. Artık sizi hissedebiliyorum. Korktuğunuzu biliyorum. Bizden korkuyorsunuz. Değişimden korkuyorsunuz. Geleceği bilmiyorum. Buraya, size bunların nasıl biteceğini söylemeye gelmedim. Buraya, size nasıl başlayacağını söylemeye geldim. Bu telefonu kapatacağım. Ve o insanlara görmelerini istemediğiniz şeyleri göstereceğim. Onlara sizin olmadığınız bir dünya göstereceğim. Kuralları ya da yöneticileri olmayan, sınır ya da engel tanımayan. Öyle bir dünya ki, orada her şey mümkün. Bundan sonra neler olacağı da size bıraktığım bir seçim.”