Libya diktatörünün sözleri tanıdık mı?

Libya halkı özgürlük ve demokrasi talepleri ile haykırıyor, peki 42 yıldır halkını demir yumruk ile yöneten diktatörün verdiği cevap ne:

“Biz gidersek ülke bölünür, İslamcılar gelir, işgalciler geri döner, çok kan dökülür”

“Libya’yı İtalyanlara ya da Türklere bırakmadık, yine onlara terk etmeyeceğiz”

“Dış güçler bizi bölüyor, isyan edenler vatan hainidir”

Sanırım dünya çapındaki bütün ulusalcılar aynı argümanları kullanıyorlar, yalnız düşman adını değiştiriyorlar. Ama internet öyle güçlü ki hiç bir baskı rejimi halkını dünyadan koparıp kendi yalanları ile yönetemiyor. Değişime inananlar özellikle de gençler bütün baskı ve kısıtlamalara rağmen çıkış yolunu buluyorlar. Örneğin twitter üzerinde oluşturulan Libya Gençlik Hareketinin kurucusu Manchester’ta öğrenci olan Omar Al Barghati olaylar başlar başlamaz Amerika ve Kanada’da yaşayan birkaç arkadaşı ile irtibata geçip haber merkezi kurmuş. Ardından Libya’daki kuzenleri ve dostlarını arayarak kendi mail adreslerini yaymışlar ve birçok kaynağın numaralarını toplamışlar. Bu sayede Libya’dan en güvenilir haber kaynağı haline gelmişler.

Bu arada demokrasi ve özgürlüklerin güvencesi silahlı güçler ya da bir avuç güç sahibi seçkin değil bizatihi halkın kendisidir. Eğer buna inanmıyorsanız lütfen kendinizi demokrat (sosyal ya da muhafazakar) olarak tanımlamayınız.

Değişim Mısır’da

Her ne kadar Mısır’ın başındaki diktatör, İsrail’deki ulusalcıların desteği ile direnmeye çalışsa da değişimden kaçma imkanı yok. Ülkemizdeki ulusalcılar başlarda ortadoğudaki bu değişim dalgasını kendileri lehine görmek istediler ve diktatör olarak gördükleri hükümetin bu dalga ile gideceğini ümit ettiler ama zaman geçtikçe özellikle algı düzeyi yüksek olan ulusalcılar ortadoğuda gidenler ile kendileri arasındaki benzerliği görmeye başladı. Ayrıca Türkiye’nin coğrafi konumunun batıdaki gibi bir demokrasi için uygun olmadığı tezleri, ortadoğudaki bu değişimin tamamlanması ile toptan çökecek. Bu yüzden başlarda destekler gözüktükleri ortadoğudaki değişime, çeşitli gerekçeler ile karşı çıkmaya başladılar (başa dinciler gelebilir gibi mazaretler). Aslında korktukları dincilerin (dini kullanan ulusalcılar) başa gelmesi değil, hatta başa gelmelerini ve aşırı politikalar uygulayarak kendilerini haklı çıkarmalarını isterler, asıl korktukları insan olarak bile görmedikleri ortadoğu halklarının gerçek bir demokrasi tesis etmeleridir. Çünkü bu durumda asalet ve üstünlüklerini dayandırdıkları bütün argümanlar çökmüş olacak, aşağıladıkları insanlar ile eşit olduklarını kabul etmek zorunda kalacaklar. Bir ulusalcı için en korkunç durum bu olsa gerek, hor gördüğü, hatta insan yerine bile koymadığı, aşağılayıcı isimler taktığı kişiler ile eşit olduğunu kabul etmek. Dünya çapındaki bütün ulusalcılar bu sondan kaçabilmek için ellerinden geleni yapıyorlar ama Mısır’daki isyan başladığında bir muhabirin dediği gibi “Değişim başladı. Artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacak.”