Eşitlik

1984Milliyetçi arkadaşların en çok zorlandıkları kavramlardan biridir eşitlik. Kafalarında canlanan eşitlik kavramı komünist sistem (işçi milliyetçiliği) ile eşleşmiştir. Herkesin aynı elbiseleri giyip, aynı maaşı aldığı bir dünya hayali belirir kafalarında ve bunun olamayacağını ve çökmeye mahkum olduğunu söylerler. Doğrudur çünkü hiyerarşik bir yapılanmaya sahip olan milliyetçilikte, eşitlik sağlamaya çalışmak sistemin çökmesine neden olacaktır.

Demokratlar olarak bahsettiğimiz eşitlik, algıda eşitlik olarak tanımlanabilir. Yani bir yönetici ile karşılaştığınızda önünüzü ilikleyip “Efendim nasılsınız?” deyip, bir işçi ile karşılaştığınızda “naber lan?” diyorsanız, milliyetçisinizdir ve işinden dolayı bir insanı diğerinden üstün görüyorsunuzdur. Yoksa demokratlar olarak bir insanın, insanlığa/dünyaya yaptığı katkılardan (yaptığı iş) dolayı dünya kaynaklarından (para) daha fazla pay almasına karşı değiliz. Tabi minimum yaşam koşullarının (gıda, sağlık ve barınma), karşılıksız tüm insanlara sağlanması koşulu ile.

Tebrikler

Yeni çağ milliyetçisi arkadaşları ABD’deki seçim sonuçları için kutlarım. Eski çağ milliyetçilerinin son kalesini de düşürdüler.

Bu arada ABD’deki bazı demokrat arkadaşlara da bir sitemim olacak. Eski çağ milliyetçileri sizi destekleyeceğini söylediği zaman yapmanız gereken bir önceki yazımda da yazdığım gibi, değişmeden bu desteği kabul etmemiz mümkün değil demek olmalıydı. Hadi ilk başta seçim kazanma dürtüsüyle sessiz kaldınız diyelim, eski çağ milliyetçilerinin rakibiniz hakkında kaset çıkarmasına neden sessiz kaldınız? Biz demokratlar ilkeleri ile yaşayan insanlarız, eski çağ milliyetçilerinin klasik ayak oyunlarına sessiz kalmak ne demek? Size destek veren ünlü bir yıldızın, oy veren herkese bj yapacağım demesine ne diyeceksiniz? O yıldız ki klibi yüzünden afaroz edildiğinde hepimizin gönlünde yer etmiş birisiydi. Espri bile olsa oy karşılığı nema teklifi ne demek? Daha sonra ne yapmayı planlıyorsunuz, kömür makarna dağıtmayı mı? Demokratların ilkesi; her insana kendi ayakları üzerinde durmayı öğretip, özgür bireyler olmasını sağlamak değil mi? Milliyetçiler gibi nema dağıtarak, insanları kendimize köle hale mi getirmeye başlayacağız?

Merkez adı verilen, mevcut sistemin temelini oluşturan, bu eski çağ oluşumunun, sağ da olsa sol da olsa artık insanlara yeterli gelmediği görülmektedir. Adalet sistemleri ve duygusu çökmüştür. Sınırlar içindeki insanlar öyle kutuplaşmıştır ki, aynı sınırlar içindeki demokratı düşman, eskiden ezeli düşman gördüğü ülkelerdeki milliyetçileri dost olarak görmeye başlamışlardır.

Savaş ve sınır odaklı, merkezi, otoriter bir devlet anlayışının hakim olduğu bu sistemi makyajlayarak düzeltme ve insanları mutlu etme imkanı kalmamıştır. Demokratlar olarak yeni bir dünya sistemi için kafa yormaya başlamalıyız.