Değişimin Aşamaları

Değişim, bir şeylerin bitmesi, yeni ve farklı bir başka şeyin başlamasıyla ortaya çıkar. Eski ile yeni arasındaki geçiş sürecidir. Bu süreç içinde insanlar eskiyi unutmak, yeniyi öğrenmek ve sahiplenmek zorundadırlar. Bu süreç, bilinen ve alışılmış olandan bilinmeyene doğru bir yolculuktur.

Değişim Karşısında Değişen Tepkiler

Değişiklikler organizasyonlarda çalışanlar arasında farklı tepkilerle karşılanır. Değişime açık olanlarla değişime direnenlerin çatışması ve ciddi anlaşmazlıkların doğması çoğu kez kaçınılmazdır. Hemen her şeyi ilk kez deneyen yenilikçiler ve erkenciler; sık sık inkarcıların, inatçıların ve direnişçilerin gizli ya da açık mücadelesiyle başetmek zorunda kalırlar.

Değişim dönemlerinde bazı kişilerin yaşadığı duygular bazen endişe, kafa karışıklığı, korku, kuşku, umutsuzluk gibi son derece tehlikeli düzeylere kadar gidebilir. Bu nedenle, değişim dönemlerinde duyguların yönetimi organizasyon liderleri için kritik bir görev olmaktadır. Liderlerin değişimi etkili bir şekilde duyuracak ve uygulayacak stratejileri olmadığında çoğu kez orta kademe yöneticiler ve takım liderleri (ve çalışanlar) bir kaos yaşarlar. Bu durumda, hemen herkes iletişimsizlikten yakınmaya, birbirini suçlamaya ya da oturup beklemeye başlar. Sonuçta bu insanlar değişim dalgası içinde kaybolup giderler.

Oysa yöneticiler ve çalışanlar, değişimin içerdiği fırsatları görmeli, belirli adımları ve stratejileri izleyerek üretkenliği ve büyümeyi cesaretlendiren bir iklim yaratabilmelidirler.

Kaybetme Duygusu

Değişim dönemlerinde yapılabilecek en büyük hata onun insanlar üzerindeki etkisini küçümsemektir. Gerilim, odaklanamama, baş ve mide ağrılarından başlayıp uykusuzluk, terleme, aşırı sinirlilik gibi bir çok psikolojik ve fiziksel belirtilere yol açan değişim sürecindeki sorunun kaynağı çoğu kez kaybetme duygusudur. Değişim olumlu yönde bile olsa kaybetme duygusunu beraberinde getirir. Bu nedenle, yöneticilerin öncelikle kayıpları anlaması ve bunun yarattığı duyguları yönetmesi gerekir. Bu değişim yaşandığında ortaya çıkan kaybetme duygusunun beş farklı boyutu bulunmaktadır:

Güvenlik: İşlerinin ve ilişkilerinin kontrolunu kaybettikleri duygusunu yaşayan insanlar gelecek endişesi duyarlar, kendilerine ve şirketlerine olan güvenlerini kaybederler.

Uzmanlık: Eğitim ve deneyimle kazandıkları uzmanlıklarının giderek geçersiz kalacağından endişe eden insanlar, diğer taraftan da yeni bilgi ve becerileri nasıl kazanacaklarını bilememenin sıkıntısını yaşarlar.

İlişkiler: Kendilerini rahat ve güvenli hissettikleri ilişkiler giderek kaybolduğunda insanlar bir takıma ya da organizasyona ait olma duygularını da yitirebilirler.

Yön Duygusu: Nereye gittiklerini ve bunun nedenini anlayamayan insanlar işlerine bir anlam ve yön veremezler.

Alan: Daha önce kendilerine ait olduğunu düşündükleri alanların belirsizleştiği ya da yok olduğu duygusuna kapılan insanlar üzüntü ile kızgınlık arasında gidip gelen tepkiler verebilirler.

İnsanların değişim süresinde kaybetme duygusu yaşaması onların zayıf ya da eski kafalı oldukları anlamına gelmez. Bu, geçişin normal bir aşamasıdır. Yöneticiler her değişimin bir kaybetme duygusu yarattığını kabul etmelidirler. Herşeyin eskisi gibi olduğu şeklinde davranmak ve kayıpları görmemezlikten gelmek değişim sürecinin ileri aşamalarında daha büyük direnişlere ve sorunlara yol açacaktır.

Değişim Sürecinin Aşamalarında Yaşanan Duygular

İnsanlar, bir değişimi yaşarken genellikle inkar, direnme, araştırma ve kabullenme / adanma olmak üzere bir sürecin dört temel aşamasını yaşarlar. Ancak, bazıları bu aşamaları hızla tamamlarken bazıları farklı aşamalardan birine takılıp kalırlar. Liderlerin görevi, bu aşamaları olabildiğince az duygusal sorunlar yaşayarak aşabilmeleri için çalışanlarına yardımcı olmaktır.

Değişim sürecinin aşamaları ve bu aşamalarda yaşanan duygular ayrıntılı olarak şu başlıklar altında ele alınabilir:

– Odaklanamama: Düşünmekte, hissetmekte, konsantre olmakta ve plan yapmakta zorluk çekilir. İnançsızlık, bağlantı kuramama ve yalnızlık duyguları yaşanır. Kişi, kendisini yenilgiye uğramış, şok olmuş ve sersemlemiş hisseder. Herhangi bir eylem yapma konusunda yetkinliğini yitirmiştir. Adeta, işine bakışının odak noktası kaybolmuş, görüntü belirsizleşmiştir.

– İnkar: Bu aşamada insan bilinçli olarak hiçbir şey olmamış ve olmayacakmış gibi davranarak her zaman yaptıklarını yapmaya, eskisi gibi çalışmaya devam eder. Bir anlamda rahatlamıştır. Kendini iyi hisseder. Risk almayarak kendini koruduğunu düşünür. Ancak, bu aşama uzun sürerse insanlar kendilerini ve iş geleceklerini tehlikeye atacak şekilde bugüne saplanıp kalırlar. Değişim ihtiyaçlarını ve nasıl değişebileceklerini araştırmaya gerek görmezler.

– Direnme: Durumun gerçekleriyle yüzyüze gelen insanlar, inkarın tepkisizliğini bırakıp herkesi, herşeyi sorgulamaya başlarlar. Kendinden şüphe, kızgınlık, hayal kırıklığı, endişe, korku gibi duygularla “Bu neden bana oluyor? Neden şimdi? Bunu hak etmek için ben ne yaptım?” gibi sorular sorarlar. Bir taraftan moral bozukluğu, kayıtsızlık, güçsüzlük, kontrolsuzluk duyguları yaşarken diğer taraftan sinirli, kızgın bir şekilde çözümler üretmeye çalışırlar.

– Oluruna Bırakma: Adeta ayakların yerden kesilip, geçmişle gelecek arasında bir sarkaç gibi gidip gelme duygusudur. Bir taraftan değişmemenin zararlarını görmek, diğer taraftan geçmişten kopamamaktır. Bir ayak geçmişte bir ayak gelecektedir. Geçmişe elveda demek ve geleceğe odaklanmak için kişinin ciddi bir çaba göstermesi gerekir.

– Araştırma ve Yeni Sınırları Belirleme: Bu aşamada dikkatlerini bir kez daha geleceğe ve dış dünyaya odaklayan insanların enerjisi ve coşkusu artar. Yeni davranışları deneyen ve küçük de olsa bazı başarılar elde edenler böylece değişimin fırsatlarını ve kendi yeterliliklerini denemiş olmaktadırlar. Bu aşamada insanların kendilerine güven duygusu geri dönmekte, geleceğini ve yaşamını kontrol edebileceği duygusu güçlenmektedir. Yeni sorumluluklarını anlamaya çalışan insanlar yeni ilişkiler geliştirmek için yollar aramaya, yeni bilgiler ve beceriler öğrenmeye ve içlerindeki yaratıcı enerjiyi daha fazla kullanmaya başlarlar. Bu aşamada çok fazla enerji ve çok sayıda yeni fikir olacak, fakat odaklanma yetersiz kalacaktır.

– Değişimi Özümseme: İnsanlar, bu aşamada, değişim süresi boyunca öğrendikleri hakkında derinlemesine düşünmeye ve elde ettikleri başarıları farketmeye başlarlar. Öğrendiklerinin bilincine ulaşan bu insanlar, deneyimlerini benzer durumdaki diğer kişilerle de paylaşmaya ve onları da gelecek konusunda cesaretlendirmeye çalışırlar.

– Değişime Adanma: Artık, kendine ve başkalarına güven duymaya başlayan ve öğrendiklerini işine ve yaşama aktaran insanlar kendilerini değişime adamaya hazırdır. Onlar için gelecek artık bugündür. Kendi misyonlarını yeniden yaratmaya ve onun gerçekleşmesi için eylem planları yapmaya başlamışlardır. Kendi tempolarıyla değişimi yakalamış ve geleceği kucaklamışlardır. Bu aşama, bir başka büyük değişiklik nedeniyle yeni bir geçiş döngüsü başlayana kadar devam edecektir.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir